british american tobacco turkiye - 16. ve 17. yüzyıllar



1518 Kaşif Juan de Grijalva Yucatan, Meksika’ya ayak bastığında tütün içen yerlilere rastlamıştır. Bir yıl sonra kaşif Cortez, Meksika’nın başkentinde sert, kokulu tütünler içen Azteklerle karşılaşmıştır.

1526 Fernandez de Oviedo y Valdes, Batı Hint adalarını anlattığı kitabında şöyle demektedir: "Kızılderililerin kötü alışkanlıkları arasında biri çok zararlı oluşuyla öne çıkıyor: Tütün adını verdikleri şeyin dumanını içlerine çekiyorlar. Bundan ne zevk aldıklarını anlayamıyorum."

1561 Fransa’nın Lizbon büyükelçisi Jean Nicot, şiddetli migren ağrıları çeken saraydaki hamisi Catherine de Medici’ye enfiye kullanmasını tavsiye etmiştir. Hapşırmaya yol açarak rahatlama sağlayan enfiye, de Medici’nin emrinde çalışanları hayrete düşürmüş ve moda haline gelmiştir. Tütünün botanikte bugün bilinen adı Nicotiania da Nicot’dan gelmektedir.

1570 Kaşifler İspanya’ya dönerken zenginlerin lüks ürün tüketimine yönelik olarak tütün götürmüştür. Sonraları Sevilla’daki dilenciler yere atılan puro izmaritlerini toplamaya, ufak parçalar haline getirerek sarıp içmeye başlamıştır. Cigarillolar, yani ‘küçük purolar’ bu şekilde ortaya çıkmıştır.

1570 İspanya Kralı II. Felipe tütünün tıbbi özelliklerini öğrenmek istemiştir; ancak bu merakının nedeni halkına yarar sağlamak değil, ticari çıkar sağlamaktır. Kraliyet Doktoru Francisco Hernandez’i bitkinin özelliklerini araştırmakla görevlendirmiştir.

1571 Sevilla Üniversitesi’nin ünlü doktoru Nicolò Monardes aralarında diş ağrısı ve astımın da bulunduğu yirmiden fazla rahatsızlığın tedavisinde tütün kullanımını önermiştir. Bu tavsiye hiç şüphesiz bugün geçerli değildir.

1573 Sir Francis Drake, Amerika Kıtasından İngiltere’ye dönerken yanında tütün de getirmiştir ve tütünün İngiltere’ye ilk kez bu şekilde girdiği düşünülmektedir.

1587 Plymouth’a ayak basan Virjinyalı sömürgeciler kil pipolarla tütün içmiştir.

1592 Kolomb’un yolculuğundan yüz yıl sonra, Belçika, İspanya, İtalya, İsviçre ve İngiltere’de tütün yetiştirilmeye başlanmıştır. Yüzyılın sonunda ise Filipinler, Hindistan, Java, Japonya, Batı Afrika ve Çin’de tütün yetiştirilmeye başlanmış ve tütün, buradan da tüccarlar vasıtasıyla Moğolistan ve Sibirya’ya taşınmıştır.

1603 Kraliçe I. Elizabeth öldüğünde (biraz da tütün ticaretindeki hakimiyeti sayesinde) Avrupa’nın en zengin ülkesi haline gelen İngiltere tütün mahsullerinde pound (0,45 kg) başına 2 peni vergi uygulamaktaydı.
Kral I. James sigaraya karşı ilk tütün karşıtı yayınlardan biri olan “A Counterblaste to Tobacco”yu (Tütüne Karşı Ferman) yayınlamıştır. Ancak tütün kullanımını onaylamayışı, kendisinin Kraliçe Elizabeth’in uyguladığı vergiyi 40 katından da fazla arttırarak pound başına 6 şilin 10 peniye yükseltmesini engellememiştir. Tütün yaprakların vebayı önlediğine olan inanç tütün tüketimini arttırmıştır.

1606 İspanya Kralı III. Felipe tütünün İspanya sömürgeleri dışında yetiştirilmesini yasaklayan bir ferman yayınlamıştır. Bu dönemde tütün üreten yabancılar idamla cezalandırılmaktaydı.

1614 I. James iki tüccara ilk yıl 3.500 İngiliz Sterlini, sonraki on yıl boyunca da her yıl 7,000 İngiliz Sterlinine kadar çıkan bedeller ödemeleri koşuluyla tütün ithalatı konusunda imtiyazlar tanımıştır.

1619 Kral I. James, ülke içinde tütün yetiştirilmesini yasaklamış ve tütün yetiştirmenin kraliyet tekelinde bulunacağını açıklamıştır.

1623 Kutsal Roma-Cermen İmparatoru 3. Ferdinand, “tütün içmeyi” yasaklamış, içenlere para cezası getirmiştir; ancak halk tütün tüketimine devam etmiştir.

1624 Papa VIII. Urban, insanları “cinsel coşku”ya yakınlaştırdığı gerekçesiyle enfiye kullanımını yasaklamıştır. Kral I. James, tüm tütün sevkıyatının Londra limanına yapılmasını emretmiştir. Bu dönemde kaçakçılık artmış ve ciddi miktarlarda vergi kaybı yaşanmıştır. Bunun üzerine İngiltere Hükümeti, tütünün ülkeye girebileceği liman sayısını arttırmıştır.

1629 Fransa Kralı XIII. Louis, Bakan Richelieu’nun tavsiyesini dinleyerek tütün mahsullerinde pound başına 30 sol vergi koymuştur. İki yüzyıl sonra Napolyon şu gözlemde bulunmuştur: "Bu kötü alışkanlık her yıl yüz milyon frank vergi geliri getiriyor. Tütünün yerine aynı miktarda gelir getiren iyi bir alışkanlık bulabilirseniz, tütünü derhal yasaklarım. " Devlet tekelleri o kadar kazançlıydı ki yirminci yüzyıl sonlarına kadar çoğu Avrupa ülkesinde varlıklarını sürdürmüştür.

1633 Osmanlı Padişahı IV. Murat tütün içimini yasaklamış, yasağa uymayanların idam cezasına çarptırılacağını bildirmiştir. Ayrıca İstanbul’daki kahvehaneleri yıktırmış, idam edilen sigara kullanıcılarının varlıklarına da el koymuştur.

1640'lar Rus Çarı Mihail, tütün içiminin büyük bir günah olduğunu ilan etmiştir. Tutuklanan tütün kullanıcıları kırbaçla ya da dudaklarının kesilmesiyle cezalandırılmıştır. 1643’te Moskova’yı ziyaret eden bir kişi şöyle yazmıştır: “İster erkek ister kadın olsun enfiye çeken herkes, burunlarının kesilmesiyle cezalandırılmaya hazır olmalı”.

1699 Kral XIV. Louis’nin Saray doktoru Fagon, yepyeni bir görüş bildirmiştir: "Enfiye kutusunu açan bir kişi, aslında Pandora’nın kutusunu açtığını ve bu kutudan hepsi birbirinden beter olan bin kötülük çıkacağını biliyor mu?" XIV. Louis’nin tütünden nefret ettiği söylenmektedir; ancak XIV. Louis tütünü yasaklamamıştır, çünkü yasaklaması halinde devlet tekeli para kaybedecektir.


Son güncelleme tarihi: 10/06/2010 11:54:20 GMT